Şehitin ne olduğunu hepimiz biliriz. Tarih boyunca inandıkları şeyler uğruna, en büyük bedeli ödeyerek öldürülen kahraman erkek ve kadınların hikayelerini hepimiz işitmişizdir. Fakat bir çeşit şehit daha vardır ki, bunda cesarete ya da yüceliğe yer yoktur. Eminim hepimiz, kendisini acılar ve dertler adamı olarak tanıtan ve acılarını kendisini dinleyen herkesle paylaşmaya her an hazır olan birisini mutlaka tanırız. Bu şehit, yaşamda kendisinin yaptığı fedakarlıkları herkesin bilmesini ister.
Bir zamanlar böyle bir kadınla tanıştım. Ailesinin kölesi gibiydi ve tam bir şehit tutumuna sahipti. Herkes için saçını süpürge ettiğini ama hiç kimsenin kendisine değer vermediğini sürekli olarak işitmekten bana gına geldi. Yaptıklarını ve yaptıklarının karşılığında aldıklarını hiç ara vermeden bir terazide tarttığını görebiliyordum. Sonunda evliliğini ve çocuklarıyla olan ilişkilerini mahvetti. Ne büyük bir faciaydı bu!
“Şehit tuzağına” düşmek çok kolaydır. Ailemize, arkadaşlarımıza hizmet etmeye başlamak ve bundan zevk almak o kadar kolaydır ki. Ancak bir süre sonra yüreklerimiz değişmeye ve yaptıklarımızın karşılığında bir şeyler beklemeye başlarız. En nihayetinde canla başla çalışan ve her türlü fedakarlığı yapan biz değil miyiz? Sonuçta hizmetkar yüreğimizi yitiririz. Beklentilerimiz gerçekleşmediği için teşviğimiz kırılır. Tutumlarımız katılaşır ve kısa bir süre içinde kendine acıma batağına saplanırız. Artık şehit olmuşuzdur!
Bir sabah kahve yapmak üzere mutfağa giderken, Rab yüreğime, eşim Dave için meyve salatası hazırlamamı koydu. Sabahları meyve salatası yemekten çok hoşlandığını ve bunu yapmamın hoş bir davranış olacağını biliyordum. Dave henüz uyanmamıştı ve mutfağa geldiğinde ona sürpriz yapmama fırsat verecek kadar zamanım vardır. Ancak bir sorun vardı; onun için meyve salatası yapmayı istemiyordum. Ona bir muz ya da elma götürebilirdim ama bütün meyveleri küçük küçük doğrayıp bir kaseye dolduracak ve ona sunacak kadar zaman ve enerji harcamak istemiyordum. Bunu yapmak yerine dua etmek ve Kutsal Kitabımı okumak istiyordum! “Neden her zaman bu tür şeyleri yapmak zorunda olayım ki? Niçin o yapmıyor? Üstelik Kutsal Kitabımı okuyup dua etmeliyim. Yaptığım iş bunu gerektiriyor!” diye düşündüm.
Ruhsal bir şey yapmanın, itaatin yerine geçtiğini ve bizi daha kutsal yaptığını düşünmek oldukça komik bir düşüncedir. Çünkü bu doğru değildir. Rab sabırlı bir şekilde bana, Dave'e bu hareketimle vereceğim hizmetin, aslında kendisine hizmet olduğunu hatırlattı. Böylece itaat ederek meyve salatasını hazırladım ve mutfağa geldiğinde Dave'i şaşırttım.
Eşler sevgilerini göstermek için birbirlerine hizmet etmeye istekli olsalardı, acaba kaç evlilik mahkeme salonunda son bulmazdı, merak ediyorum. Görünüşe göre günümüzde herkes özgür olmak ister ve İsa bizi gerçekten de özgür kıldı. Ama bu özgürlüğün asla bencil amaçlar doğrultusunda kullanılmasını istemez. Diğer insanlara hizmet etmemizi ister.
Ben eşimi kesinlikle severim, fakat bazen bu sevgim verdiğim hizmetle en iyi şekilde dışa vurulur. Sözler harika olabilir ama sevgide yürüyorsanız, adanmışlığınız sadece sözlerden çok daha fazlasını gerektirir. Eğer eşim için hiç bir şey yapmayacak olursam, onu gerçekten nasıl sevebilirim?
O sabah Dave için meyve salatası hazırlamamın karşılığında özel bir ödül kazanmadım. Bana teşekkür etti ama kayda değer başka bir şey olmadı. Fakat kendi yaşamımda hiç farketmediğim türden esenlik ve sevinç ödülleri, itaatten kaynaklanan bereketler aldığımdan hiç şüphem yok.
Eminim ki, kendimize yapılmasını isteyeceğimiz şeyleri başkalarına yapmadığımız için, aklımıza bile gelmeyecek türden bereketleri kaçırırız. Kendilerini bereketlediğimiz kişiler tarafından bereketlenmeyi isteriz, fakat her zaman böyle olmaz.
vliliğiniz ya da aileniz istediğiniz düzeyde değilse, bu prensibi uygulamaya koymak suretiyle her şeyi tamamen değiştirebilirsiniz. Belki eşinizin sizin için bir şeyler yapmasını bekliyorsunuz. Belki de inatla davranıp ilk adımı atan siz olmayı reddediyorsunuz. Gururunuzu bir kenara atın ve evliliğinizi kurtarın. Şehit olmayı ve sürekli olarak yaptığınız fedakarlıklardan söz etmeyi bırakın. Eşinize hizmet etmeye başlayın. Bırakın odak noktasında o olsun, siz değil. Bir hizmetkar olun, şehit değil!

